21 Şubat 2012 Salı

Tamam, çok fazla kıyafetim var. Ama bi sor, neden var?


Sonrasını hatırlamıyorum. Bi gün uyandığımda bu haldeydim. Tırnalarımda ojeler, yüzüklerim, renkli küpelerim, uçuş uçuş elbiselerim...



Yıllar yıllar önceydi. Siyah bol tişörtüm ve erkek reyonundan aldığım kotumla mutlu mesuttum. Her şeye mudahale görevinden emekli annem, bu duruma el atma ihtiyacı hissetti. Önce sözlü tacizlerle, psikolojik baskı vardı. Bir gün kolumdan tutup mağazaya soktu. Annem “Kız çocuğum mu var erkek çocuğum mu anlamıyorum!” diye söylenirken daldık mağazaya. Suratım asık zorla gezerken mağazada, birden bi küçük kız göz kırptı bana. Turuncu, mini, taşlı, zincirli... Dedim ‘Ne güzel şeysin sen.’ Ama sadece demiştim. Bunu duyan annem kocaman gözleriyle çantaya sarıldı. ‘Alıyoruz!’
Halbuki ben onu uzaktan sevmiştim. Benim olmasını istemeden. Tabi ki bana sormadan aldı annem. Bi süre bi köşeden bakıştık kendisiyle. Ardından annemin sinsi oyunlarıyla birkaç mağazaya daha götürüldüm zorla.
Sonrasını hatırlamıyorum. Bi gün uyandığımda bu haldeydim. Tırnalarımda ojeler, yüzüklerim, renkli küpelerim, uçuş uçuş elbiselerim...
Yıllar yıllar sonra, şimdi, odama sığamıyorum. Dolabımdan taşan kıyafetlerim, kenardan köşeden fışkıran çantalarım, montlarım, çoraplarım, takılarım... Artık bu kalabalıktan delirmek üzereydim ki, babam insafa geldi ve dolap almaya ikna oldu. Aylardır gezdim ve en sonunda şimdiki dolabımın hemen hemen 2 katı büyüklüğünde bi dolap yetişti imdadıma. Dün akşam o emektar dolabım söküldü. Eve geldiğimde odama yayılmış kıyafetlerimi gördüğümde, dünyaya geldiğime pişman oldum. “Neden giymediklerini vermiyorsun birine?” eleştirilerine de cevabım var. Ve asla bahane değil: Ben yıllar yılı en fazla 3-4 kilo oynayabilen bi bünyeye ve sabit bi giyim tarzına sahip biri olduğum için 10 yıl bi eteği giyebiliyorum. En fazla kesip yüksek bel yapıyorum mesela. Ama giyiyorum yani. Alışkanlıklarımdan da kolay kolay sıkılmayan bi insan olduğum düşünüldüğünde iyice çıkmazlara sürükleniyorum. Sonuç olarak, kıyafet azaltımı yapsam bile bu sonucu çok değiştirmeyecek kadar fazla. Sonrası bana yine hüsran, bana yine hasret!
Bu gün yeni dolabıma üstünkörü bi yerleştirme yapan annem telefonda “Bunlar galiba yine sığmadı!” diyince, dedim hayat çok zor! Ne yardan ne serden geçebiliyorum! Eve gidince onları nereye nasıl sığdırıcam hiçbi fikrim yok.
Böyle durumlarda erkeklere özeniyorum işte. Kafalarını karıştıracak kıyafet seçeneklerinden uzakta, bi kot bi tişört, bi gömlek şeklinde yaşayıp gidiyorlar, ne güzel. Sonra kadınları anlamaya çalışıyorlar. Bizim üstümüze, bizim zaaflarımıza oynayan böyle bir düzen varken, kimse bizden sakin, hızlı karar verebilen, karmaşık düşünmeyen bir düşünce sistemi beklemesin.
Konuyu nerelere getirdiğime şaşırmaya da hiç gerek yok. Bu hayatta herşey birbiriyle bağlantılı.
Efendim, sonuç olarak; zorla girdiğim bu değişimden kesinlikle annem sorumludur. Asla mesuliyet kabul etmiyorum. Kıyafetlerim için ayrı bi oda falan talep ediyorum.

1 yorum:

  1. Giyinme odası talebiniz daha da bir öncelik almıştır bu olaydan sonra:) Herşey cok ciddi artık kaçarı yok zaten kaçtığımızda yok bu fikirden ;)

    YanıtlaSil

Bişey söyleyin ya.